Namaz ın Şartları Nelerdir ?
NAMAZ IN ŞARTI 12 DİR. 6’SI İÇİNDE 6’SI DIŞINDADIR.

A. Dışındaki Farzları ( Namaz ın şartları):
Namaz ın dışında kalan, fakat namaz kılabilmek işin mutlaka yapılması gereken şeye “şart” denir. Namazın şartları altı tanedir.
Namaz ın 1. Şartı
Hadesten Taharet: Gusül, abdest veya teyemmüm almak. Abdestsizlik, cünüplük, âdet veya lohusa hâlinde bulunmaya “hades” denir. Abdest veya boy abdesti almak suretiyle hadesten temizlenme meydana gelmiş olur (bk. Mâide Suresi 6)
Namaz ın 2. Şartı
Necasetten Taharet: Bedenimizi, elbisemizi ve namaz kılacağımız yeri temizlemek. Vücutta, elbisede veya namaz kılınacak yerde bulunan pisliği (necâseti) temizlemek gerekir. Bu, namaz kılabilmek için bir ön şarttır (Müddessir Suresi 4; ez-Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî ve Edilletüh, Dimaşk 1985, I, 871).

Namaz ın 3. Şartı
Setr-i Avret: Bakılması haram olan yerleri örtmek demektir. Avret yerleri, erkekte göbekten diz kapağına kadar (diz kapağı dahil); kadınlarda el, yüz, ayakları hariç bütün vücuttur. Ayette şöyle buyurulur: “Ey Ademoğulları, her mescide çıkışınızda en güzel elbiselerinizi giyiniz” (A’râf Suresi 31). Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Allah hayız görecek yaştaki kadının namazını baş örtüsüz kabul etmez” (eş-Şevkânî, Neylül-Evtâr, 2/67); “Ey Esmâ, kadın hayız görecek çağa gelince onun şu şu yerleri dışındaki vücudunun görülmesi uygun olmaz. Hz. Peygamber, yüzüne ve avuçlarına işaret etmişti” (ez-Zeylaî, Nashu’r-Râye, I, 299).
Namaz ın 4. Şartı
Vakit: Vakit girmeden namaz farz olmaz. Bu bakımdan namaz vakitlerinin belirlenmesi önemlidir. Farz namazların vakitleri bir hadiste Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle ifade etmişlerdir: “Sabah namazının vakti, ufukta güneşin kenarının belirmesinden hemen öncesine kadardır; öğlen namazının vakti, güneşin, gökyüzünün ortasından sağa kaymasından itibaren başlar; ikindi oluncaya kadar sürer. İkindinin vakti, güneş sararıp çemberi tamamen ufukta görünmez oluncaya kadardır. Akşamın vakti, güneşin batmasından, şafak’ın kaybolmasına kadar sürer. Yatsının vakti de gece yarısına başka bir rivayette tan yeri ağarıncaya kadardır” (Müslim, Mesâcid, 31). Vitir namazı da yatsı namazının vakti içinde ve bu namazdan sonra kılınır (İbn Hanbel, Müsned, VI, 7).
Namaz ın 5. Şartı
Kıble: Namazda kıbleye yönelmek demektir. Kur’an-ı Kerim’de; “Yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Siz de olduğunuz yerde yüzünüzü onun tarafına döndürünüz” (Bakara Suresi 144) buyurulur.

Namaz ın 6. Şartı
Niyet: İbadeti diğer alışkanlıklardan ayırmak ve namazı Allah rızası için kılmak üzere kalp ve düşüncenin yönelişine niyet denir. Namaz vakitleri içinde aynı cins ibadet birden çok yapılabildiği için, kılınacak namaz çeşidi belirlenerek niyet etmek şarttır. Kur’an’da şöyle buyurulur: “Onlar, dini sadece Allah’a tahsis ederek, hakka eğilerek, ancak Allah’a ibadet etmekle, namazı kılmakla ve zekâtı vermekle emrolunmuşlardır. İşte dosdoğru din budur” (Beyyine Suresi 5). Hz. Ömer’in naklettiği şu hadis, niyet konusundaki genel prensibi oluşturur: “Ameller niyetlere göredir. Herkes niyet ettiği şeyi görecektir” (Buhârî, Bedül-Vahy,I; Müslim, İmâre,155; Ebû Dâvud, Talâk, 11). Başka bir hadis de şöyledir: “Allah, sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz, fakat sizin kalplerinize ve amellerinize bakar” (Müslim, Birr, 32).
B.İçindeki Farzları ( Namaz ın Rükünleri):
Namazın sıhhatli olması için yapılması gereken ve namazı oluşturan ana unsurlara “rükün” denir. Namazın rükünleri altıdır.
Namaz ın 1. Rükünü
İftitah Tekbiri: Namaza başlama tekbiri almak demektir. Namaza başlama tekbiri olup, buna “tahrime” de denir. Yemek, içmek, konuşmak gibi namaz dışında yapılması mübah olan şeyleri bu tekbir yasakladığı işin “tahrime” adını almıştır. Tekbirin “Allah her şeyden yücedir” anlamına gelen “Allahu ekber”veya bu anlamda bir zikir olması gerekir. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur: “Rabbinin adını anıp namaz kılan, arınan, kurtuluşa ermiştir” (A’lâ Suresi 15); “Kalk insanları uyar, Rabbini yücelt!” (Müddessir Suresi 2,3). Hadis-i şeriflerde Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: “Namazın anahtarı temizlik, başlaması tekbir ve bitmesi selâm iledir” (Tirmizî, Tahâre, III, Mevâkît, 62); “Allah, bir kimsenin namazını, abdesti yerli yerince almadıkça, kıbleye yönelmedikçe ve sonra Allâhu Ekber demedikçe kabul etmez ” (Buhârî, Hıyel, II; Tirmizî, Tahâre, 56;). Ebû Hanîfe ve Ebû Yusuf’a göre namazda iftitah tekbiri rükün değil bir şarttır.
Namaz ın 2. Rükünü
Kıyam: Namazda ayakta durmak demektir. Farz ve vacib namazlarda ayakta durmak farzdır. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur: Namazlara ve orta namaza devam edin. Gönülden boyun eğerek Allah’ın huzurunda ayakta durun” (el-Bakara, 2/382). Hadiste; “Namazı ayakta kıl” (Buhârî, Taksîr, 19; Tirmizî, Mevâkît, 157; Ebû Dâvud, Salât, 175; İbn Mâce, İkâme, 139) buyurulur.

Namaz ın 3. Rükünü
Kıraat: Namazda Kur’an okumak demektir. Farz namazların iki rek’atinde, vitir ve nâfile namazların bütün rek’atlarında bir ayet olsun Kur’an okumak farzdır. Ebû Yusuf ve İmam Muhammed’e göre farz olan, uzun bir ayet veya kısa üç ayet okumaktır. Kur’an’da; “O halde Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun” (Müzzemmil Suresi 20) buyurulur. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz namazını yanlış kılan bir sahabiye namazı tarif ederken; “Sonra Kur’an-ı Kerim’den kolayına gelen yeri oku” buyurmuştur (Buhârî, Ezân, 95,122). Hanefiler bu delillere dayanarak Fâtiha Süresi veya başka ayet okumanın yeterli olduğunu, ancak Fâtiha’yı tercih etmenin farz değil, vâcib hükmünde olduğunu söylerler. Çünkü Ebû Hureyre (r.a)’den rivayete göre Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Kim, kendisinde Fâtihayı (ümmül-kitab) okumadığı bir namaz kılarsa bu namaz eksiktir” (Müslim, Salât, 38, 41). Şâfiî, Mâlik ve Ahmed b. Hanbel ise bu son delile dayanarak namazda Fâtiha okumayı farz olarak kabul ederler (İbnü’l-Hümâm, Fethul-Kadîr, I, 193, 205, 322 vd.; el-Kâsânî, Bedâyiu’s-Sanâyi’, I,110; ez-Zühaylî, a.g.e., I, 645 vd.).
Namaz ın 4. Rükünü
Rükû: Namazda eğilmek, rükü etmek, boyun eğmek demektir. Terim olarak, namazda ellerin diz kapaklarına ermesiyle, sırt ve baş aynı seviyede olacak şekilde eğilmektir. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur: “Ey iman edenler! Rükû edin, secde edin, Rabbinize kulluk edin” (Hac Suresi 77); “Rukû edenlerle beraber rükû ediniz” (Bakara Suresi 43; Bkz. el-Bakara Suresi 125; Âl-i İmrân Suresi 43; Mâide Suresi 55; Hac Suresi 26; Sâd Suresi 24; Tevbe Suresi 112).
Namazını eksik kılan kimseye Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz namazı tarif ederken; “… Sonra vücûdun sükunet (itmi’nân) bulacak şekilde rükû yap” (Buhârî, Ezân, 95, 122, İsti’zân, 18, Eymân, 15). Ebû Hanîfe ve Muhammed’e göre rükû ile ilgili ayetlerde itmi’nân’dan söz edilmemesi ve bu konudaki hadislerin de haber-i vahid kabilinden olması nedeniyle, rükûda itmi’nân (tama’nîne) farz değil, vacibtir. Diğer mezhep müctehidleri ise bunu farı olarak kabul etmişlerdir (eş-Şevkânî, Neylül-Evtâr, II, 268; İbnül-Hümâm, Fethul-Kadîr, I, 193; ez-Zühaylî, a.g.e., I, 655 vd).
Namaz ın 5. Rükünü
Sücûd: Namazda secde etmek; boyun eğmek, alçak gönüllülük göstermek demektir. Terim olarak, namaz kılanın en az alnının bir kısmını ve ayaklarını toprak veya başka bir şey üzerine, yere koymasıdır. Tam secde; ellerin, dizlerin, ayakların ve burunla birlikte alnın yere konulmasıyla gerçekleşir. Kur’an’da; “Ey iman edenler, rükû edin ve secde edin ” (Hac Suresi 77) buyurulur. Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz de namazını eksik kılan kimseye namazı anlatırken;“… Sonra vücûdun sükûnet (itmi’nân) bulacak şekilde secde et” (Buhârî, Ezân, 95, 122; İsti’zân, 18) buyurmuştur.

Namaz ın 6. Rükünü
Kade-i ahir: Namazda son oturuş demektir. Namazların sonunda “Tahiyyât”ı okuyacak (teşehhüd) kadar oturmak da namazın bir farzı, bir rüknüdür. Kur’an-ı Kerim’de, Allah’a oturarak ibadetten söz eden genel anlamlı ayetler vardır. “Onlar, ayakta iken, otururken, yanları üzere yatarken Allah’ı zikrederler” (Âl-i İmrâ Suresi 191). Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, Abdullah b. Mes’ûd (r.a)’a namazı tarif ederken; “Sen tahıyyâtı okuduğun veya oturuşu yaptığın zaman namazın tamam olmuştur” (eş-Şevkânî, a.g.e., II, 298; ez-Zeylaî, Nasbu’r-Râye, I, 424). Burada Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, namazın tamam olmasını fiile bağlamıştır. O da oturmaktır. Tahıyyâtın okunması Hanefilere göre farz değil vacibtir.
